Rumeli Feneri; Boğazın Kuzey Ucunda Bir Cennet


İstanbul’da yaşayan bizler, aslında İstanbul’un değerlerini ve cennet köşelerini pek bilmeyiz yada gitmek için zaman ayırmayız. Bunun yerine çook uzaklardaki başka cennet köşelere gitmeyi tercih ederiz 🙂

Rumeli Feneri; bir ilkbahar günü, hafta sonumuzu değerlendirebileceğimiz ama İstanbul’dan da çıkmayacağımız bir seyahat arayışı içerisindeyken gitmeye karar verdiğimiz cennet köşe…

Rumeli Feneri Nedir, Nerededir?

Öncelikle Rumeli Feneri hakkında temel bilgi vermek faydalı olacaktır 🙂 Rumeli Feneri (Eski adıyla Türkeli Feneri) İstanbul Boğazı’nın Karadeniz ile birleştiği, Avrupa Yakasının Kuzey ucunda yer alan bir deniz feneridir. Rumeli Feneri, Kırım savaşı sırasında Fransız ve İngiliz gemilerinin Boğaz’ın ve Karadeniz’in girişlerini görebilmeleri için yapılmasına karar verilmiş ve 15 Mayıs 1856’da Fransızlar tarafından karşı sahildeki Anadolu Feneri ile birlikte kule kısmı yapılarak işletilmeye başlanmış. Neyse ki 1933 yılında Fransızlara verilen 100 yıllık işletme imtiyazı iptal edilmiş ve tamamen Türkiye’ye geçmiştir.

Ayrıca deniz fenerinin yakınında 17.YY’dan kalma ve bir dönem askeri karakol olarak da kullanılan Rumeli Feneri Kalesi yer almaktadır.

Nasıl Gidilir?

İETT
İETT

Hızlı bir yolculuk olması için bizim gibi metro tercih edebilirsiniz. Bu durumda son durağı Hacıosman olan yöne giden metroya binerek son durakta inmeniz gerekiyor. Burada metro çıkışında yer alan otobüs duraklarından kalkan 150 numaralı otobüs ile Rumeli Feneri’ne yaklaşık 40 dakikalık bir yolculuk sonrası ulaşabilirsiniz. Bu yolculuk sırasında 3. köprü’nün önünden de geçiyorsunuz. Toplamda 1 saatlik bir yolculuk sonrası Rumeli Feneri’ne ulaştık.

Otobüs, Rumeli Feneri kalesine yakın bir yerde duruyor. Burası hem son hem de ilk durak 🙂 Bu yüzden otobüsten indiğimiz gibi diğer yolcular gibi direk Rumeli Feneri Kalesine giden yola yöneldik.

Rumeli Feneri Kalesi

Rumeli Feneri Kalesi
Rumeli Feneri Kalesi

Karadeniz kıyılarına bakan bu kalenin havası ve manzarası bir harika. Surlarına çıkarak fotoğraf çekebilir, uçsuz bucaksız karadeniz sularına dalabilir, geçen gemileri ve motorları seyredebilirsiniz. Ayrıca kalenin girişinde yer alan küçük karavandan bir bardak çay alarak, karadeniz ve boğazın birleştiği noktaya karşı oturarak muhteem manzara ve huzur eşliğinde kafanızı boşaltabilirsiniz. Biz buraya 3 saat içerisinde 2 kere geldik ve oturup çay içtik, her oturuşumuzda da minimum 30-45 dk. orada kaldık. Çünkü insanın ruhunu dinlendiren, sessizce boğazı seyrederek ciğerlerinize oksijen depolayabileceğiniz harika bir nokta. Belki bahar döneminde gitmiş olmamızdandır, oldukça sakin ve az insan olan bir cumartesi günüydü. Bu da orayı biraz daha sessiz ve huzurlu hale getirmişti.

Rumeli Feneri Kalesi'nden Karadeniz
Rumeli Feneri Kalesi’nden Karadeniz

Rumeli Feneri kalesinin hemen yanındaki boş alana araçları çekenler muhteşem karadeniz manzarasına karşı arabalarının içinde manzaraya dalmışlardı. Sanırım en az 5-6 araba vardı yan yana park etmiş. Sanki arabalı sinema varmış da hepsi film seyrediyor gibiydiler 🙂

Rumeli Feneri
Rumeli Feneri

Rumeli Feneri sokakları sakin, şirin bir köy havasında ama aynı zamanda da modern bir şehir mahallesi 🙂 Bazı evlerin bahçe kapılarında, “günlük taze köy yumurtası satılır” yazan kartonlardan var. Satın almak isterseniz kapıyı çalmanız yeterli 🙂 Tam meydanda, fenerin de yan tarafında bir cami ve karşısında huzurlu, ağaçlar altında bir çay bahçesi var. Burada soluklanarak çay içebilirsiniz.

Daha sonra çay bahçesinin önünden aşağıya doğru sallandığınızda, Rumeli Fenerinin önünde bulacaksınız kendinizi 🙂 Devam ettiğinizde ise, yine bir başka muhteşem manzara sizleri bekliyor olacak. Hatta yol kenarında, bu manzaraya karşı oturabileceğiniz küçük banklar da var. Köy meydanındaki fırından aldığınız tahinli sarmayı burada oturarak bizim gibi muhteşem manzara eşliğinde, balıkçıları ve tekneleri seyrederek afiyetle yiyebilirsiniz.

Rumeli Feneri - Balıkçılar
Rumeli Feneri – Balıkçılar

Biz burada herhalde yarım saat oturmuşuzdur. Rummeli Feneri, her durduğumuz noktasında uzun uzun oturduğumuz ve öyle hiçbir şey yapmadan kendimizi manzaraya, havaya ve huzura bıraktığımız ilk yer oldu diyebiliriz.

Buradan kalktıktan sonra dönüşte üşenmedik, tekrar Rumeli Feneri kalesine gittik ve yine aynı noktada oturup bir bardak çay içtik, İstanbul Boğazı ile Karadeniz’in birleştiği noktaya dalarak…

Siz de gidin, temiz hava alın, sakinleşin, muhteşem manzaralar eşliğinde yemeğinizi yiyin, çayınızı yudumlayın. Sonra da bu yazıya bir gülücük ekleyin 🙂

Sevgiler, iyi gezmeler…

[foogallery id=”621″]


0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir